LOZAN'I ANLAMAK

 

LOZAN’I ANLAMAK

Lozan Barış Antlaşması’nı anlamak ve sağlıklı yorumlayabilmek için Osmanlı Devleti’nin 1600 yılından sonraki çöküşünü çok iyi incelememiz lazım. Neden bu kadar geriye gidilmeli? Çünkü Osmanlı’nın Klasik Çağından(1300-1600) sonraki dönemde devletin Avrupa’ya karşı elinin nasıl zayıfladığını iyi analiz etmemiz lazım. Lozan 1600’den 1922’ye kadar olan süreçte verilen tavizleri temizlemek ve sönmüş bir alevi tekrar alevlendirmek için verilen bir diplomatik savaştır.

                Şimdi şu sorular hemen akıllara gelebilir. Lozan Barış Antlaşması bir başarı mıydı? Lozan’da kazanılanlar ne kaybedilenler ne? Lozan’da verilen tavizler ne olacak peki? Tarzında birçok soru sorabilirsiniz ben bu yazımda sizlerin aklındaki soruları cevaplamaya çalışacağım.

                Tarafsız olmak için Osmanlı Devleti’ni 1600’den 1922’ye kadar kademe kademe inceleyelim. Sonunda Türkiye Devleti’nin Lozan’da neler kaybettiğini ve neler kazandığını görelim.

Osmanlı Devleti’nde çöküş nasıl başladı?

1.       Osmanlı Devleti’nin çok uluslu bir yapıda olması parçalanmaya zemin hazırlamıştır.

2.       Osmanlı Devleti’nde şehzadeler kazalara vali tayin edilirdi ve tecrübe kazanmaları sağlanırdı. Bu durum ortadan kaldırıldı şehzadeler saraya hapsedildi ve yetenekli devlet adamlarının yetişmesinin önüne büyük engel konmuş oldu.

3.       Fatih Sultan Mehmet döneminde devlet yönetiminde ulema yerine devşirme devlet adamları yetiştirilmiş ve uzun yıllar devlet kademesinde başarılı işler yapmışlardır. Devşirme sisteminin bozulmasıyla ve ulema sınıfının ayaklanmalarıyla devlet otoritesi sarsılmıştır.

4.       Ordunun bozulması ve ordu içi isyanların artması devletin savaşlarda başarısız olmasına neden olmuştur. Bu yüzden Osmanlı lehinde olan antlaşmalar zamanla Osmanlı aleyhine dönmeye başlamıştır.

5.       Sınırların çok genişlemesi ve Osmanlı Devleti’nin gelişememesine neden olmuştur.

6.       Farklı dinlerin bir arada olması Osmanlı’nın ilerleyen dönemde elinin zayıflamasına ve dağılmasına neden olmuştur.

7.       Yabancı Devletlere kendi inanç ve eğitim sistemine uygun okul açma hakkı tanınmıştır.

8.       Osmanlı Devleti’nin Avrupalı Devletlere uyguladığı ağır gümrük politikası Avrupalı Devletleri yeni ticaret yolları aramaya itmiş ve bunun neticesinde Osmanlı Devleti’nin elindeki ticaret yolları önemini kaybetmiştir. Bu durum Osmanlı Devleti’nin gümrük gelirlerini düşürmüştür.

9.       Osmanlı Devleti’nin gümrük gelirlerinin düşmesi, Osmanlı devletini yeni gümrük politikalarını uygulamaya itti ve Avrupalı Devletlere kapitülasyon hakkı tanındı.

10.   Boğazların yönetimi için uluslararası bir komisyon kurulmuştur. Kurulan komisyonun sadece başkanı Türk’tür, başkanın Türk olması boğaz yönetiminde Osmanlı lehinde hiçbir şey değiştirmemiştir.

11.   Kapitülasyonla tanınan haklar sonucunda yerli esnaf yabancı esnafla rekabet edemez konuma gelmesi.

Peki, bu kapitülasyon nedir?

        Bir devletin kendi toprakları içerisinde başka bir devlete hak tanımasıdır. Bu haklar idari, hukuki, askeri, ekonomi vs. alanlarında olabilir. Şöyle örneklemek gerekirse verilen haklar sonucunda Fransalı bir tüccar Osmanlı toprakları içerisinde eğer bir Osmanlı vatandaşını öldürürse o Fransız tüccarı ancak Fransa devleti kendi hukuk kurallarına göre yargılayabilir. Aynı zamanda bir İngiliz tüccarı kendi ürününü gümrük vergisi olamadan Osmanlı toprakları içerisinde serbestçe satabilir bu da yerli esnafın rekabet gücünü düşüren bir unsurdur.

12.   Devlet’in daha çok nakit para ihtiyacı yüzünden tımar sisteminden vazgeçmeye başlaması yüzünden üretimde ve askeri alanda oluşan zaaflar.

Peki, nedir bu tımar sistemi?

        Bu sistem toprak üzerinde tek hâkim devlettir. Devlet topraklarını işlenmesi ve toprak karşılığında asker yetiştirilmesi için çiftçilere dağıtır. Bu toprak sistemi sosyalist toprak düzenine çok yakındır ve Osmanlı Devleti’nin 1300-1600 yıllarındaki şaşalı dönemi bu toprak sistemi sayesinden olmuştur. Bu toprak sisteminin devlete hiç mali külfet olmadığı gibi hazineye de katkısı vardır. Kadı, Kazasker gibi taşralardaki devlet görevlileri tımar sistemindeki üretilen ürünleri 10’da 1’ini vergi olarak keserek gelirlerini sağlamaktadır. Geri kalan 10’da 9’da üreticiye kalmaktadır.

Devlet bazı topraklarını çiftçiye asker yetiştirme şartıyla verir. Bu sayede Osmanlı Devleti’nin her an hazır olmak üzere yaklaşık iki yüz bin kişilik masrafsız ordusu oluşmuştur.

                İşte Osmanlı Devleti bu toprak sistemi sayesinden asırlarca o koca coğrafyaya hâkim oldu. Ne zaman bozuldu bu sistem işte o zaman Osmanlı Devleti’nin gerçek çöküşü başladı.

13.   Bozulan tımar sisteminden sonra toprakların mültezimlere bırakılması ve mültezimlerin zamanla o topraklar üzerinde hak iddia etmesi. Devletin ekonomik sıkıntısından yararlanılarak birçok devlet toprağı bu insanların eline geçmiştir.

Not: Osmanlı Devleti mültezimlere nakit para karşılığında toprakları belli bir süre içerisinde devreder ve o süre zarfında mültezimde o toprakların bütün gelirlerinden kendileri yararlanır. Devredilen toprakların vergi oranlarını o toprakları devralan mültezimler belirler. 10’da 1 olan vergi oranını sürekli arttıran mültezimler bu topraklardan daha çok kazanç elde etmek için devlete karşı bu toprakları sahiplenmeye başlamışlardır. Avrupa’da feodalite(büyük ölçekte toprak sahipliği) çökerken Osmanlı toprakları içerisinde yeni feodaller(toprak ağaları) ortaya çıkmaya başlamıştır.

14.   Avrupa Osmanlı Devleti’ni kontrol altına alabilmek için başkent İstanbul’da elçilikler açmaya başlamıştır. Bu sayede elçilik açan Avrupa Devletleri Osmanlı’nın iç ve dış işlerinden haberdar olmaya başlamıştır.

15.   Osmanlı Avrupa’nın açtığı elçiliklere karşı herhangi bir harekette bulunmamıştır. Osmanlı Devleti’nin Avrupa’nın bu gelişimine kayıtsız kalmıştır. Avrupa’nın önemli başkentlerinde Osmanlı’nın ilk büyükelçisi 24 Mart 1797’de Paris’e atanmıştır.

16.   Savaş ve üretim teknoloji bakımından çok geri kalınmıştır. Bu durum Osmanlı Devleti’ni Avrupalı Devletlere karşı sömürge durumuna düşürmüştür.

17.   Avrupalı Devletlerin bilim ve teknikte ilerlemeleri: Avrupalılar, Rönesans ve reforma hareketleri ile gelişmeleri önündeki engelleri ortadan kaldırdılar. Osmanlı Devleti’nin bu gelişmeleri takip etmemesi ve önemsememesi ekonomi ve bilim alanında geri kalmasına neden olmuştur.

18.   Osmanlı Devleti çıkmaza giren ekonomik bunalımını aşmak için Avrupalı Devletlerden borç almıştır. Bu borçlar kalkınma için kullanılacak yerde padişahların keyfiyetlerine kullanılmıştır.

19.   Ödenemeyen borçlar yüzünden Avrupalı Devletler Osmanlı hazinesine haciz koymuştur. Konulan haciz sonucundan Duyunu Umumiye İdaresi kurulmuştur ve Osmanlı ekonomisi tamamen Avrupalı Devletlerin çıkarları için işlemeye başlamıştır.

Peki, nedir bu Duyunu Umumiye İdaresi?

        Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını denetleyen kurumdur. Bütün borçlar ödenene kadar hazinenin bütün gelirlerine el konulmuştur ve bu gelirlerin dış borçlar fonuna aktarılması sağlamak için bu kurum kurulmuştur.

20.   Osmanlı Devleti topraklarını koruyamayacak konuma düştüğü için Orta Doğu’daki varlığı yavaş yavaş silinmeye başlamıştır. Mısır, Musul, Kerkük, Tunus, Suriye vs. gibi yerlerde toprak kayıp yaşanmıştır.

21.   Ordunun başına yabancı komutanlar geçmeye başlamıştır. Ordu yabancı komutanların keyfiyeti altında o savaştan o savaşa heba edilmiştir.

22.   Avrupa Devletlerinin egemenliği altından kurtulmak için 1. Meşrutiyet ilan edilmiştir ancak beklenen sonuç alınamamıştır. Parçalanmalar devam etmiştir özellikle Balkanlar’da.

23.   İstibdat döneminden sonra 2. Meşrutiyet ilan edilmiştir. Osmanlı Devleti’nin yıkılışı bu dönemle birlikte hızlanmıştır.

24.   Gizli anlaşmalarla Osmanlı Devleti 1. Dünya savaşına sokulmuş ordusu darmadağın edilmişti. Çanakkale Cephesi hariç hiçbir cephede başarı gösterilememiştir. Sarıkamış’ta doksan dokuz bin asker, Enver’in hayalleri yüzünden, donarak can verdi.

25.   Savaşta ateşkes ilan eden Osmanlı Devleti Mondros Ateşkes anlaşmasını imzalamıştır. Bu antlaşma sonucunda Osmanlı Devleti’ne sadece Anadolu toprakları kalmıştır. Anadolu içinde birçok bölge İtilaf Devletlerince işgal edilmiştir.

26.   İşgallerden sonra Osmanlı Devleti halkını koruyamaz duruma düşmüştür. Bu durum Osmanlı Devleti’nin fiili olarak bittiğinin kanıtıdır.

Azınlıklara verilen ayrıcalıklar:

1-      Suç işleyen azınlıklar bağlı oldukları kilisenin MAHKEMESİNDE yargılanmıştır.

2-      Azınlıklardan alınan vergiler kaldırılmıştır

3-      Serbest ticaret hakkı ve yüzde 2 gümrük vergisi.

4-      Devlet bütün azınlıkların can, mal ve kişi güvenliğini sağlamıştır.

5-      Azınlıklara yönetime katılma hakkı verilmiştir.

Osmanlı Devleti’nin topraklarını Rusya’ya karşı itilaf devletleri korumuşlardır. Osmanlı topraklarının stratejik önemi yüksek olduğu için İngiltere ve Fransa aralarında paylaşamamış ve toprakları Rusya’ya karşı korumuşlardır. Osmanlı Devleti de Fransa ve İngiltere’ye karşı denge politikası izlemiştir. Almanya ve İtalya siyasi birliklerini tamamladıkları zaman öncelik olarak Fransa ve İngiltere sömürgelerine saldırmışlardır. Fransa ve İngiltere sömürgelerini korumak için Osmanlı topraklarını korumaktan vazgeçti ve sömürge yollarına giden Osmanlı topraklarını işgal etmeye başlamışlardır. Rusya Osmanlı toprakları üzerindeki emellerinde serbest kalınca balkanlarda Panslavizm politikası izleyerek Osmanlı Devleti’ni Balkan topraklarından çıkarmıştır.

Osmanlı Devleti’nin 1600-1918 yılları arasındaki askeri, ekonomi ve yönetim alanındaki durumunu ortaya koydum. Şimdi 1918’den sonra Kurtuluş Savaşı’mızı inceleyelim ve Lozan’a hangi şartlarla gidildiğini daha iyi anlayalım.

1.       Mondros ateşkes anlaşması sonucunda Anadolu’da birçok bölge işgal edilmiş ve bu işgallere karşı halk ayaklanmaları ortaya çıkmıştır.

2.       15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaliyle başlayan Kurtuluş çalışmaları, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsuna çıkmasıyla vücut bulmaya başlamıştı.

3.       Mustafa Kemal Samsun’dayken ayaklanmayı Türklerin değil Rum azınlığın çıkarttığını açıklamış ve izlenen ihanet politikaları yüzünden İstanbul Hükümeti’ne karşı tavır almıştır.

4.       Mustafa Kemal’in Samsun raporundan sonra, Mustafa Kemal’in Havza genelgesini yayınlamasıyla birlikte Kurtuluş Savaşı süreci başlamıştır.

5.       Havza’dan sonra Mustafa Kemal’in Amasya’da ordu komutanlarıyla yaptığı görüşmeler Kurtuluş Savaşı’nın liderini belirledi.

6.       İtilaf Devletlerine yapılan bildiride bağımsızlık hakkında, Osmanlı Hükümetine yapılan bildirilerde ise “Halkın yönetime egemen olacağı” hakkında uyarılar vardı.

7.       Wilson ilkeleri çerçevesinde bazı cemiyetler Kuvayı Milliye’den farklı olarak basın yayın yolu ile istatistiksel araştırmalarla Türk varlığının Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde fazla olduğunu kanıtlama yoluna girdi.

8.       Erzurum Kongresinde Ulusal bir kongre düzenlenmesi kararının alınması açısından önemlidir.

9.       Ulusal nitelikte ve halkın seçtiği vekillerle girilen Sivas Kongresinde Cumhuriyet’in temelleri atılmıştır.

10.   Erzurum ve Sivas kongrelerinde Misakı Milli kabul edilmiştir.

Peki, nedir bu misakı milli?

Misakı Millinin tam metni

*      Osmanlı Devleti’nin özellikle Arap çoğunluğunun yerleşmiş olduğu, 30 Ekim 1918 tarihli mütarekenin yapıldığı sırada, düşman ordularının işgali altında kalan kısımlarının geleceğinin, ahalisinin serbestçe beyan edecekleri oylarla belirlenmesi gerekir. Söz konusu mütareke çizgisi içinde din, soy ve amaç birliği bakımından birbirine bağlı olan, karşılıklı saygı ve özveri duyguları besleyen soy ve toplum ilişkileri ile çevrelerinin şartlarına saygılı Osmanlı İslâm çoğunluğunun yerleşmiş bulunduğu yerlerin tümü, ister bir eylem, ister bir hükümle olsun, hiç bir nedenle birbirinden ayrılamayacak bir bütündür.

*      Halkı, özgürlüğe kavuşunca, oylarıyla Anavatan’a katılmış olan üç il (Elviye-i Selase yani Kars, Ardahan ve Batum Livaları) için gerekirse yeniden halkın serbest oyuna başvurulmasını kabul ederiz.

*      Türkiye ile yapılacak barışa kadar ertelenen Batı Trakya’nın hukukî durumunun belirlenmesi de halkının özgürce açıklayacağı oya göre olmalıdır.

*      İslâm Halifeliğinin ve Saltanatın merkezi ve Osmanlı Hükümeti’nin başkenti olan İstanbul şehri ile Marmara Denizi’nin güvenliği her türlü tehlikeden uzak tutulmalıdır. Bu ilke saklı kalmak şartıyla, Akdeniz ve Karadeniz boğazlarının dünya ticaretine ve ulaşımına açılması konusunda, bizimle birlikte öteki devletlerin oy birliği ile verecekleri karar geçerlidir.

*      Müttefik Devletler ile düşmanları ve onların kimi ortakları arasında yapılan antlaşmalardaki ilkeler çerçevesinde, azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki Müslüman halkların da aynı haklardan yararlanması umudu ile bizce de benimsenip güvence altına alınacaktır.

*      Ulusal ve ekonomik gelişmemize imkân bulunması ve daha çağdaş biçimde düzenli bir yönetimle işlerin yürütülmesini başarmak için, her devlet gibi bizim de gelişmemiz şartlarının sağlanmasında bütünüyle bağımsızlığa ve özgürlüğe kavuşmamız ana ilkesi varlık ve geleceğimizin temelidir. Bu nedenle siyasî, adlî ve iktisadî alanlarda belirlenecek borçlarımızın ödenmesi şartları da bu ilkelere aykırı olmayacaktır.

 

11.   Erzurum ve Sivas kongrelerinde kabul edilmiş olan Misakı Milliyi İstanbul Hükümeti kamuoyuna yayınlamıştır ve Kurtuluş süresince İstanbul Hükümeti’nin yaptığı tek olumlu iş oldu.

12.   Milli varlığımıza düşman cemiyetlerden olan Damat Ferit’in ve Sait Mola’nın üyesi olduğu İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin Kurtuluş mücadelesine karşı yürütülen mücadele hükümet tarafından desteklenmiştir.

13.   Şeyhülislam’ın fetvalarıyla halkı direniş hareketine karşı kışkırtma girişimleri.

14.   Çerkez Ethem, Anzavur gibi ayaklanmalar. Çerkez Ethem düzenli orduya girmek istemediği için ayaklanmıştır. Birçok bölgede İngiliz uçaklarıyla atılan fetvaların savunucularının kışkırtmasıyla çıkan kurtuluş karşıtı ayaklanmalar.

15.   Girilen bölgesel ve Ulusal savaşlar sonucunda Yeni Türk Devleti varlığını kanıtlamış ve Lozan’a eli güçlü bir şekilde gitmiştir. Ancak fark şu ki eli ne kadar güçlüde olsa Osmanlı Devleti’nin Yeni Türk Devleti’ne bıraktığı miraslar vardır.

Kurtuluş Savaşı’ndan zaferler ayrılan Yeni Türk Devleti Lozan Antlaşmasında başarılı olmuş muydu? Misakı Milliden çok mu taviz verilmişti? Lozan’a zaferle giden bir Ulus söylendiği gibi kaybederek mi dönmüştü Lozan’dan? Lozan’da hangi haklar alındı, hangi haklar verildi? Hangi sorunlar Lozan’da çözüldü, hangi sorunlar Lozan sonrasına bırakıldı? (Bu konu makalenin ikinci bölümünde incelenecektir.)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !