Enteresan değil mi?

Anket şirketlerinin araştırma sonuçlarına bakıyorsunuz AKP'nin oy oranları hep yüksek ancak çevremdeki insanlara sorduğum zaman hiç anket dolduranla karşılaşmadım bugüne kadar.

Anket şirketinde anketör olarak çalışan arkadaşımla bu konu hakkında sohbet ettim. Siz nerelerde anket yapıyorsunuz? Soru soracağınız insanlarımı seçiyorsunuz? Diye bana verdiği cevap enteresandı.

-Kardeşim bizi alıyorlar genelde AKP seçmenin çoğunlukta olduğu yerlere götürüyorlar. On kişiysek sekizimizi o bölgelere geri kalan iki kişiyi ise AKP seçmeninin azınlıkta olan yere götürüyorlar. Tabi doğal olaraktan AKP'nin o oranı anketlerde yüksek çıkıyor. Zaten anket şirketi anketi kim yaptırıyorsa onun lehinde sonuç çıkartıyor. Bu iş tarafsız değil parayı veren düdüğü çalar misali.

Bu cevap çok manidardır. Araştırmacıyım diye dolaşanların ne olduklarını anlatır nitelikte. Araştırmalarının kesinlikle sapma payı olmayan kurum ve tarafsız araştırma yapan tek kurum Türkiye İstatistik Kurumu o da zaten seçim anketçiliği yapmıyor. Türkiye gerçeklerini insanlarını yüzüne rakamlarla vuruyor. AKP hayranlarının bir de oradaki anket sonuçlarına bakmalarını tavsiye ederim.

Perşembe gecesi siyaset meydanını izliyorum. Cüneyt Ülsever ve Ece Temelkuran oraya konuktu. Konukların sözlerini yakalayabildiğimce yorumlamaya çalıştım. Oradaki seyircileri de kendimce tahlil etmeye çalıştım. Şimdi onları sizlerle paylaşacağım.

Konuşmalar bir ara Kürt dilinin Güneydoğu Anadolu'da eğitim dili olmasına geldi. Cüneyt Ülsever hem Türkçe hem de Kürtçe eğitim dili olamaz bu iki ayrı halk oluşturur ve o iki ayrı halkın ayrı dilleri konuşmasından doğan kültürel, sosyolojik ayrılıklar ortaya çıkar ve bu topraksal olarak bölünmeye kadar gider dedi.

Orada ki seyirciler konuyu evire çevire bu sözleri Kürt dili konuşulmamalı Kürt dili safsata söylemine kadar getirdi. Oradaki seyircilerin konuşmalarını duyduktan sonra kendi kendime şu dedim biz aynı dili konuşuyoruz da bir birimizi anlamıyoruz ayrı dillerde konuşup birbirimizi nasıl anlayacağız dedim.

Seyircilerin bir kısmı kesinlikle Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölgelerde eğitim dilinin Kürtçe olmasından yana. Onların bu istekleri tamamen insanca ama kaçırdıkları nokta şu ki iki ayrı dille yetişen insanları iki ayrı kültür oluşturur. Emperyalizminde Türkiye'de olmasını istediği bu zaten olayı bu noktaya kadar getirdiler. Bizi kendi topraklarımızda ayrı diller konuşan turistlere çevirmek istiyorlar. Büyük Orta Doğu projesini hayata geçirmek istiyorlar.

Kimsenin umurunda değil açlıktan ölen insanlar.

Kimsenin umurunda değil aşiret, toprak ağalığı ve onun ürünü marabalık.

Kimsenin umurunda değil bölgesel kalkınma.

İnsanlara bunu öyle bir anlattılar ki sanki bu ülkede saf Türk ırkçılığı yapılıyor. Türkler Kürtleri asimile etmeye çalışıyorlar. Türkler Kürtleri ikinci sınıf vatandaş görüyorlar sanki. Kimse kusura bakmasın da Kürtlerin haklarını savunuyoruz diye öne çıkanlar asıl Kürtleri ikinci sınıf vatandaş yerine koyuyor.

 

 

Güneydoğu'da toprak ağalığı var hangi Kürt savunucusu konu dillendirdi de toprak reformunu destekledi. Güneydoğu'da tarım bitiriliyor hangi Kürt savunucusu kalktı da tarımı canlandırmak için projeler üretti. Güneydoğu'da insanlar açlıktan ölecek konumdalar hangi Kürt savunucusu kalktı da insanlara iş, aş ve barınma imkânları sağlamak için projeler üretti. Benim şu ana kadar gördüğüm hiç biri. Ama hepsi Siyonizm çıkarları için Kürtlerin kanının %90 oranında Yahudi kanına benzediği safsatasını bölgede dillendirir ve halkı inandırmaya çalışır. Ahmet Türk kalkar bölgedeki işi aşireti(toprak zenginleri) barıştırır marabalar orda ağzı açık alkışlar horon teper. Hepsi Kürt, Kürt, Kürt ve Kürt der ama hiçbiri gerçekten Kürt insanımızın sorunlarına çare bulmak istemez. Emperyalizmin yanında saf tutarlar halkı Apo çıkarsa kurtulacaklarına inandırırlar. Evet. Kürt halkı kendi kültürünü bilmeli sadece Kürtler değil bu Türkiye içinde yaşayan bütün etnik gruplar için geçerli. Bütün etnik gruplar kendi kültürlerinin onlara bahşettiği anadillerini öğrenmeli. Mustafa Kemal'in Milliyetçiliği ‘de bu yüzden birleştirici zaten. Türkiye Devletini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan insanlara hizmet götürmek onların uluslararası çıkarını korumak iç ve dış tehditlere karşı onları kollamak Türkiye Cumhuriyeti'nin görevidir. Bu devleti kuran bizi birleştiren unsur yaşayacak başka yerimizin olmamasıdır.

İnsanlar diyor en Türkçe eğitim ve Kürtçe eğitim olsa ne olacak kimse kimseden ayrılmak istemiyor.

Evet, kimse kimseden ayrılmak istemiyor bu ailede herkes herkes ile akraba, bu ailede herkes herkese kol kanat geriyor. Bu birbirinden ayrılmak istemeyen halkları Türk, Kürt, Laz, Alevi, Sünni, Çerkez vs... diye mezhep ve ırklara ayırmaya çalışıyorlar. Amaç Türkiye'yi bölmek amaç bu insanları birleştiren Mustafa Kemal'i hafızalardan silmek amaç Büyük Orta Doğu projesini gerçekleştirmek. Bölünmek istemeyen insanlara sormadan aynı topraklar üzerinde iki ayrı devlet oluşturmak. KAPİTALİZM VE EMPERYALİZM CANAVARI BÖYLE EMREDİYOR...

Ben bu ülkenin vatandaşı olarak çözüm isteyen arkadaşlarıma şunları öneriyorum çözüm olarak;

1. Mustafa Kemal'in kurduğu birinci Cumhuriyet çökmüş durumdadır ya bu Cumhuriyet'i tekrar kurucağız ya da bölünmeyi ve Orta Doğu gibi olmayı kabul edeceğiz. BİZ YENİDEN KURACAĞIZ CUMHURİYETİMİZİ.

2. Ülkenin madenlerine sahip olan yabancı ve yerli sermayeyi def edip milli bir maden teşkilatı oluşturmalıyız. Bu ülkenin yerüstü ve yeraltı zenginlikleri bu ülkede yaşayan halkındır üç-beş çapulcuya peşkeş çekilemez.

3. Kamunun olan ve yabancı sermayeye satılan bütün kamu mallarına tekrar el konulmalı ve gerçek sahibi olan halka geri verilmelidir.

4. Eğitim ve öğretim yeniden yapılanmalı öğrenciye hayal satan değil bilim satan ve sorgulamayı öğreten bir eğitim öğretim ağı örülmelidir.

5. Eğitim, sağlık ve barınma kesinlikle bazı insanları zenginleşmesi için kullanılmamalı bu haklar tamamen ücretsiz olmalıdır. Özel sektörün bu alandaki faaliyetleri durdurulmalıdır.

6. Eğitimin dili ortak olmalıdır. İnsanlarımızı ayrıştırmaya götürecek her şey konusunda halkımız bilinçlendirilmelidir.

7. Toprak reformu yapılmalı topraksız köylüye toprak verilidir. Verilen toprakların satılması ve devredilmesi kesinlikle yasaklanmalıdır ki insanlar geçim kaynaklarını baskıyla 3. şahıslara devretmesin. Toprak konusundan iki muhatap olmalı birincisi devlet ikincisi köylü, çiftçi vs...

8. Sanayi tamamen halkın elinde toplanmalıdır. İnsanlar köle gibi değil özgür bir birey olarak işine gidip gelmeli.

9. Sanayi dallarının gelişimi ve bilimsel araştırmalar için bir kurum oluşturmalı ve üniversitelerin bu alanlara bilim adamı yetiştirilmesi sağlanmalıdır.

10. Türkiye il il, ilçe ilçe, mahalle mahalle ve sokak sokak tekrar yapılandırılmalı yani;

  • Her ile bir üniversite tam donanımlı ve hem sosyal bilimleri hem de matematiksel bilimlerde gelişmiş.
  • Her ilçeye ilkokul, lise özgür öğrencilerin yetişmesi için.
  • Her mahalleye camii halk ibadetini rahat yapsın.
  • Her sokağa halk evi geçmiş dönemlerde okula gidemeyen halkımıza çeşitli dallarda eğitim verilmesi için.

11. Diyanet İşleri Başkanlığı tekrar yapılandırılmalı her dine ve her mezhebe açık bir yapıya kavuşturulmalıdır.

12. Mustafa Kemal’in bu devleti kurarken gerçekleştirdiği ve şimdi üstü kapatılan bütün atılımlar tekrar hayata geçirilmelidir.

13. Gizli cemaat yapılanmaları çözülmeli ve temizlenmelidir.

                Tabi ki bu yapılanmalar o kadar kolay olmayacak yıllar olacak ve sabır gerektiren şeyler bunlar yapılırken isyanlar çıkacak belki kan gövdeyi götürecek ama bunlar halkımızın huzuru ve sağlığı için gerekli ve milletçe yapmamız gereken şeyler. Kurtuluş savaşı elde törpü, cep telefonu  vs…  ile yapılmadı yoksulluk içinde aç sersefil ve halde yapıldı. Bugün Türkiye hala o günlerin nimetlerini yiyor ama o nimetler tükenmek üzere. Yeni yepyeni nimetler sağlamalıyız kendimize sürekli üretmeliyiz. Biz TÜKETİYORUZ.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !